30 Nisan 2011 Cumartesi

Heyy!!! Pinky



Yaklasik 16 yahut 17 sene önce Pink Floyd ile Adnan Abi´nin antikaci dükkaninda tanistim. Çalan parça Shine on You Crazy Diamond idi. Giristeki o gitar solo aklimi basimdan almisti. Adnan abiden kasetini ödünç aldim ve defalarca dinledim. Daha evvel lisede arkadaslarimdan Pink Floyd un ismini duymustum fakat yolum kesismemisti. O zamana kadar Mogollar, Baris Manço, Erkin Koray, Cem Karaca gibi Türk rock tarihinin önemli isimlerini dinlemistim ama yabancilardan kimseyi dinlememistim. Iste o günden sonra müzik zevkimin gelismesi dis mihrakli müzik üzerinden olmaya basladi. Albümlerini teker teker bulup dinlemeye basladim. Liseden arkadasim Engin´den, kendisi lisede de Pink Floyd dinleyen bir sahis idi, bu konuda çok yardim aldim. Her albüm farkli bir maceraydi benim için, gizli bir mabeddi. Her dinleyisimde insan tahayyülünün akislerini görmek beni heycanlandiriyordu. Aslinda bu durum hala devam etmekte.

Albümlerini bu kadar dinlememe ragmen tevellütten dolayi canli dinleme firsatim hiç olmamisti. Bir kaç sene önce Roger Waters un Istanbul konserine de gidememistim. Fakat yolumuz Barselona"da kesisti Pink Floyd ile, her ne kadar grubun tamami ile olmasa da beyni ile. 29-30 martta Palau San Jordideki konserine iste biraz da bu heyecan ile gittim. Konser-gösteri çok basariliydi. Lafi fazla uzatmamak lazim. Videolar asagida.





video

video

21 Nisan 2011 Perşembe

Un cortado por favor!!

Kahve sadece keyif veren bir içecek değil, sosyalleşmenin de vasıtalarından biridir, çay gibi nargile gibi. IV. Murat tütünü yasakladığı zaman aslında sadece tütünü değil toplumsal muhalefetin odaklandığı yerleri de yasaklıyordu. Çünkü kahve, çay, nargile muhabbetsiz tatsızdır, keyifsizdir. İspanya'da da kahve içmek bu anlamda toplumsallaşmanın, muhabbetin merkezinde yer alır. Hatta İspanyolların "milli hobisi" olan muhabbetin yanında olmazsa olmazı kahvedir. Barselona kahvehanelerin çok yoğun olduğu bir şehir. Bunlardan bazıları neredeyse yüz küsür senedir hizmet vermekte. Özellikle Gotik Mahalle'de bunlardan biri bulunmakta: La Granja(çiftlik). La Granja'nın yanında başka bir yerel tat olan Churros satan bir dükkan bulunmakta. Churros bizim Şam tatlısına benziyor ama şerbetsizi, üzerine toz şeker dökülerek yeniyor. İspanyolca kursumdan çıktıktan sonra bir avroya aldığım 100 gr. churros ile gittiğim bir yer la granja. Bu kafenin kuruluş tarihi 1871, bir başka özelliği ise iç duvarlardan birisinin Roma dönemine ait olması. İspanyol siestasının uygulandığı bir kahvehane La Granja, sabahleyin kaçta açıldığına dair bir bilgim yok ama 13:30'da öğlen siestaya giriyor. 17:00'de tekrar açılıyor saat 21:00 kadar. Kahvehaneye gelenler genel olarak mahalli halk, nadirende turistler geliyor. Özellikle La Rambla'nın turist yığınından kaçmak ve kahve içmek için güzel bir yer La Granja.







La Granja Kahvehanesi


Roma Dönemine ait duvar.





Churros ve Cortado





Churrosçu

13 Nisan 2011 Çarşamba

Mont Serrat Manastırı 1

Mekanların da vicdani-manevi merkezleri vardır. Mekana, coğrafyaya ruhunu veren de birazda bu merkezlerdir. Onların şenlendirdiği bu tasavvuru dünyanın bir çok yerinde rastlayabiliriz. Mesela İslam medeniyetinin ve coğrafyasının kalbi Kabe'de atar, ana merkezdir fakat bununla birlikte başka tali merkezlerde Kabe ile beraber var olabilirler. İstanbul için Eyüp Sultan böyle bir yerdir. Osmanlı'nın manevi dünyasında Eyüp'ün Kabe kadar hususi bir yeri vardır. Bugün de hala devam etmektedir. İstanbul ve çevresi için Eyüp sultan ne ise İran coğrafyası için de Meşhed odur.İmam Rıza'nın türbesi bir hacc merkezidir Şii dünya için. Buna daha fazla örnek verebiliriz ama blogun çerçevesi içinde Barselona'ya bakmak lazım.

Birkaç hafta önce ev arkadaşım Emre ile Katalunya'nın manevi merkezlerinden biri olan Mont Serrat manastırını ziyarete gittik. Barselona'ya 50km uzaklıktaki Mont Serrat dağlarında bir kartal yuvası gibi duran Santa Maria Manastırı. 11. yy'da Benedikten keşişleri tarafından kurulmuş. O günden bu yana da Katalunya'nın ve de Barselona'nın manevi merkezi olmuş. Manastırda bulunan Bazilika'da sergilenen Siyah Bakire heykeli bahsi geçen coğrafya için çok mühim bir yer işgal eder. Hatta San Jordi (Saint George, Aya Yorgi) ile beraber Katalunya'nın koruyucu azizidir.


Manastırın bulunduğu dağ ismini testere gibi şeklinden alır. "Serrat" Katalanca testere anlamına gelmekle beraber Katalanlar arasında kadın ismi olarak dahi kullanılmaktadır. Soprano Montserrat Figueras buna iyi bir örnektir.




Bunun dışında bu manastırda hristiyan dünyası için çok önemli kişilerde bulunmuştur. Cizvit tarikatının kurucusu İgnatius Loyola, tarikatını kurmadan önce bu manastırda bir süre zâhidane bir şekilde yaşamıştır. Loyola'ya ait bir şapelde bazilikanın içinde yer almaktadır.

Mahalli halk bazı dilekleri için adak adarlar. Hatta sadece bu adakların bulunduğu küçük bir oda da bazilikanın girişide bulunur. Çocuk, araba, evlilik gibi dilekleri olanlar, eğer dilekleri kabul olursa dilekleriyle ilgili nesneleri bu odaya bırakırlar.


Mont Serrat Manastırı 2

Bazilika'nın mihrab istikametinden görüntüsü





Kara Bakire


Ignatius Loyola





Şapeller arasındaki geçişlerden birinin melek tasvirli süslemeleri


Mont Serrat Manastırı 3



Heykeltraş Subirachs Sant George Heykeli



Mont Serrat Manastırı 4




Mont Serrat Manastırı 5